5 Ekim 2015 Pazartesi

Konut Kredilerinde Son Durum Hiç şüphe yok ki emlak alımında en önemli unsur konut kredileridir. Son dönemde konut kredisi faiz oranlarındaki yükselişler sektörü etkilemeye devam ettiği gibi müşteriyi de şaşırtıyor, karar sürecinin hızlanmasının önünde ciddi bir engel olarak karşımıza çıkıyor. O kadar ki bazı banka ve finans kuruluşlarında % 1,29’ları gösteren kredi faiz ibreleri dosya masrafları ile beraber ele alındığında tüketiciyi bu süreçte bir kez daha düşünmeye sevkediyor. Peki bankaların kredi kullandırımını teşvik amacıyla faiz oranlarında indirime gitmesi beklenirken kredi faizleri neden yükseliyor? Öncelik mutlaka kamudaki düzendir. Türkiye ekonomisinde son dönemde süren istikrarlı büyüme, seçim sonrası taşların yerine tam olarak oturmasını bekliyor. Çünki ekonominin istikrarlı büyümesi öncelikle güvene dayalıdır. Kısa bir süre içinde netleşecek olan koalisyon görüşmelerinin devam ettiği bu süreçte bankalar likiditeye ilişkin kaynaklarını kullanırken tabii ki daha emin adımlar atmak durumundalar. Dolar kurundaki ani dalgalanmaların Merkez Bankası’nın müdahalesi ile dengelendiği dönem de bu nedenle yaşandı. Gerçekte hiçbir olağan üstü durum yoktu oysa, sadece belirsizliğin yarattığı tedirginlik ekonomik dengelerde değişiklik yaratmıştı. İşte bu noktada Doların değer kazanması ile kredilerde bankalar açısından karlılık oranı da nispeten düşüşe geçti ve bankalar artan kredi maliyetlerini faiz tablolarına yansıtmak durumunda kaldılar. Kredilerin düşmesi için şimdi iki önemli gereksinime ihtiyacı var Türkiye’nin: 1- Öncelikle seçim sonrası dalgalı sürecin güçlü bir koalisyonla sabitlenmesi ve dingin bir ortamın yaratılması gerekiyor. 2- Bu sürece yansıyacak yeni alım kararları tüketicinin alım planlarını hayata geçirme noktasına getirecek ve krediler yeniden hız kazanacaktır. 3- Gerçekleşen kredili satışların hızla artması da bankalararası rekabeti beraberinde getirecek, bu da faiz tablolarında tüketici lehine ciddi düşüşler yaratacaktır. Unutmayalım ki banka-emlak alım-tüketici üçgeni win-win olarak da tabir edilen kazan-kazan metoduna göre işler. Tek taraflı kazanım mümkün değildir, tüketicinin ihtiyacının giderilmesi banka kanalıyla gerçekleşecek, sonucunda sağlıklı işleyen bu sistemle tüketici, sektör ve ülke ekonomisi kazanacaktır.